Rapunzel Masalı

Rapunzel Masalı

Bir varmış, bir yokmuş.Var varanın, söz sürenin,destursuz bağa girenin,habersiz bal yiyenin. Bir at aldım, dur diye. Bir tekme vurdu "Geri Dur." diye. Paşa Camisinin minaresini belime soktum borudur diye. Kaplumbağayı havaya savurdum arıdır diye. Bir varmış bir yokmuş.

Birbirlerini severek evlenmiş olan genç bir çift varmış. Bu genç çift çiftçilik ile uğraşırmış. Etraflarındaki komşularıda çoğunlukla çiftçilik ile geçinen insanlarmış. Bu genç çift, bebek sahibi olmayı çok arzuluyormuş. Bu istekleri birkaç ay sonra gerçekleşmiş. Bebekleri olacağını öğrenen genç çift bu duruma çok sevinmiş.

Genç adam, karısını el üstünde tutarmış, bir dediğini iki etmezmiş. Genç adam bahçeyle uğraşırken, genç kadın pencere kenarındaki sarı koltuğuna oturur komşu bahçedeki tarlayı izlermiş. Komşu tarlada yetişen marullar, kadının gözünde dünyanın en güzel marulları gibi görünürmüş. Birgün kocasıyla otururken bu düşüncesinden bahsetmiş;

 ‘Kocacım ben bu marulları yemek istiyorum. Onları bana getirebilir misin?' 

Kocası, karısının bu isteğine şaşırmış çünkü o marulları yetiştiren kişi herkesin korktuğu bir cadıymış. Bu endişesini karısına anlatmış. Karısı mecburiyetle kocasını anladığını belirtmiş. Ama genç adam bu durumu telafi etmek için karısına her gün farklı yemekler yapıp, sunmuş. Ne kadar güzel yemekler olursa olsun kadının iştahı almıyormuş ve yiyemiyormuş. Gün geçtikçe zayıflayan karısını gören adam kahroluyormuş. Bu işin böyle devam etmeyeceğini anlayıp gözünü karartmış ve marulları çalmaya karar vermiş.

Cadı marulları duvarlar ardında yetiştiriyormuş. Genç adamın marulları alabilmesi için bu duvarı tırmanması gerekiyormuş. Yavaş ve temkinli bir şekilde duvarı tırmanan genç adam bir adet marulu koparıp hızlı bir şekilde evine dönmüş. Hemen güzelce yıkayıp marulları karısına yemesi için vermiş. Genç kadının günler sonra midesine yiyecek girmesi kocasını çok mutlu etmiş. Ertesi gün durumun değişeceğini ve yemek düzeninin normalleşeceğini sanan genç adamı büyük bir hayal kırıklığı bekliyordu. Karısı gene marullardan yemek isteyince dün ki gibi aynı saatte tarlaya gitmiş. Ama genç adamı orada da bir sürpriz bekliyormuş. Cadı marullarının yanında genç adamı bekliyormuş. Cadı, genç adamı görür görmez duvara fırlatıp yakasından tutmuş;

‘Gene marullarımdan çalmaya mı geldin?’ diye sormuş.

Genç adam kekeleyerek;

‘K-k-karım ha-hamile onun için.’ diyebilmiş.

Cadı sinirlenerek;

‘Benden isteseydin belki sana verirdim ama marullarımı çalman ne kadar doğru? Bunun cezasını çekeceksiniz.’ demiş.

Genç adamın yakasını bırakan cadı biraz düşündükten sonra;

‘Marullarımdan istediğin kadar alabilirsin ama gün geldiğinde doğacak olan çocuğu ben alacağım.’ demiş.

Kabul etmekten başka çaresi olmayan adam marullarla birlikte evine dönmüş. Gel zaman git zaman aradan dokuz ay geçmiş. Genç kadın, güneş sarısı kadar parlak saçlara sahip bir kız bebek doğurmuş. Kocasıyla adını Rapunzel koymuşlar. Daha bir hafta bile sevemeden cadı evlerine gelmiş ve Rapunzel’i onlardan ayırmış. Rapunzel’i merdivensiz sadece tek pencereli bir kulede yetiştirmiş. Cadı Rapunzel’in saçlarını hiç kesmezmiş. Bunun nedeni ise kulede kapı bulunmadığı için Rapunzel’in saçlarını pencereden sarkıtmasını istemesiymiş böylece saçlarına tırmanarak kuleye girermiş.

Birgün bir prens kulenin yakınlarından geçiyormuş. O sırada kulenin penceresinden dışarı bakarak şarkı söyleyen Rapunzelin sesini duymuş ve bu güzel sesin nereden geldiğini takip etmiş. Pencerede Rapunzeli gören prens çok etkilenmiş. Kuleye girmek isteyen prens kapıyı göremeyince çok şaşırmış. Çalılıkların arkasına saklanmış ve Rapunzeli izlemeye koyulmuş. Akşama doğru gelen cadı Rapunzel’e seslenmiş; 

‘Rapunzel! Rapunzel! Çöz altın sarısı saçlarını.’

Rapunzel ise hemen saçlarını sarkıtmış ve cadının tırmanmasına izin vermiş. Bunu gören prens kuleye çıkmanın yolunu da anlamış olur. Prens cadının gideceği zamana kadar oradan ayrılmamış. Cadı günlük ihtiyaçları almak için tekrar dışarı çıkmış prens ise cadının gidişinden yarım saat sonra Rapunzel’e seslenmiş;

‘Rapunzel! Rapunzel! Çöz altın sarısı saçlarını.’ 

Rapunzel cadının sesinin biraz değişik geldiğini düşünmüş ama üstelememiş ve saçlarını uzatmış. Rapunzel, saçlarına tutunarak hemen çıkan prensi görünce çok korkmuş. Prens hemen Rapunzel’i sakinleştirip onu nasıl bulduğunu anlatmış. Rapunzel ise cadının onu dünyadaki kötülüklerden korumak için burada tuttuğunu anlatmış. Prens hemen dünyadaki güzelliklerden bahsetmeye başlamış, bildiği ne varsa Rapunzel’e anlatmış Ve onu buradan çıkarmayı teklif etmiş. Rapunzel bunun mümkün olmayacağını üzgün bir sesle belirtmiş. Prens ise;

‘Ben buraya her gün bir bez parçası getireceğim sen onları biriktirip birbirine bağlayacaksın kulenin uzunluğuna yetişene kadar bu devam edecek sonrasında ise sen bu kuleden tırmanarak kurtulacaksın.’ demiş.

Prensin hergün getirdiği bez parçalarını birbirine bağlayan Rapunzel birgün dalgınlıkla cadıya;

‘Nasıl oluyorsa prens senden daha hızlı saçlarıma tutunup tırmanıyor ?’ demiş.

Bunu duyan cadı öfkeyle Rapunzel’e;

‘Ben seni dış dünyadan korumak için bu kulede seni sakınırken sen nasıl böyle bir şey yapabilirsin.’ demiş ve kızın saçlarını tuttuğu gibi kesmiş.

Büyüyle Rapunzel’i dünyanın bir ucuna bırakmış. Prens ise her zamanki saatinde gelmiş ve Rapunzel’e seslenmiş. Cadı Rapunzel’in kestiği saçlarını pencereden sarkıtmış ve prensi beklemiş. Yukarı tırmanan prens pencerede cadıyı görünce ne yapacağını şaşırmış. Cadı ise prens yukarı tırmanınca saçları bırakmış ve kuleden aşağı düşmesini izlemiş. Kuleden düşen prens ölmemiş ama düştüğü çimenlerde bulunan dikenli otlar gözlerine batmış ve onu kör etmiş.

Gözleri kör bir şekilde Rapunzel’in adını bağırarak dünyayı aramış. Rapunzel ise her zaman prensin kendisini duyabilmesi için onu farkettiği zamanki şarkıyı söylermiş. Dünyayı yaralarıyla gezen prens sonunda Rapunzel’in sesini duymuş ve Rapunzel’e seslenmiş. Prensi gören Rapunzel hemen ona sarılmış. Rapunzel’in mutluluk göz yaşları prensin gözlerine düşmüş ve o anda prensin gözleri bir muziceyle açılmış.

Prens, Rapunzel ile birlikte ülkesine dönmüş. Ülkede sevgiyle karşılanan prens ve Rapunzel bir daha birbirlerini bırakmamak üzere sarılmışlar.

İLGİLİ İÇERİKLER