Küçük Dokunuşlar ile Mutlu Çocuklar Yetiştirmek

Mutlu Çocuk

Büyük buhar kazanlarının jeneratörleri devreye sokmasıyla elektrik ihtiyacı karşılanan bir fabrikadan bahsedilir. Sistemli çalışan ve günlük üretim hacmi büyük bir fabrika. Hikaye bu ya günün birinde buhar kazanlarından birinin bozulması ile elektrik üretimi bir anda kesilmiş. Tüm fabrika çalışanları, mühendisler seferber olmuş ki, sorunu çözebilsinler. Ne yaptılarsa tamir etmeyi başaramamışlar. İçlerinden biri fabrika sahibine giderek iki seçenekleri olduğunu, ya tüm buhar kazanlarını değiştirip çok büyük bir masraf yapmaları gerektiğini ya da falanca yerde bir tamirci olduğunu, bu sorunu ancak onun çözebileceğini söylemiş. Fabrika sahibi de o tamirciyi bulup hemen getirmelerini istemiş. Uzun aramalar sonucu tamirciye ulaşıp fabrikaya getirmişler. Tamirci etrafı inceledikten sonra kazanlardan birinin yanına gelerek kulağını dayamış ve kazanın içindeki sesi dinlemeye başlamış. Bir süre sonra elindeki çekiçle bir noktaya vurmuş ve bir anda tüm sistem çalışmaya başlamış. Böylece sorun çözülmüş ve fabrika üretime kaldığı yerden devam etmiş.

Ertesi gün fabrika sahibinin masasına 10.000TL tutarında bir fatura gelmiş. Faturanın tamirciden geldiğini anlayan fabrika sahibi gözlerine inanamamış ve hemen tamirciyi arayarak, yapılan işlemin çok basit olduğunu ve bu kadar yüklü bir karşılığı olmaması gerektiğini söylemiş. Tamirci ise çekiç vurmanın karşılığının yalnızca 1TL olduğunu, nereye vuracağını bilmenin karşılığının 9.999TL olduğu cevabını vermiş.

Tıpkı bu hikayede olduğu gibi hayatlarımızın da küçük dokunuşlara ihtiyacı vardır. Bazen bir gülümseme, bazen anlamlı bir bakış bazen de güzel kelimeler dokunsun isteriz hayatlarımıza. Güzel şeyler duymak mutlu eder bizler. Sabahın ilk saatlerinde güzel şeylerden bahseden bir şarkı dinlemişsek mesela o şarkının kelimelerinin büyüsüne kapılır daha bir kıpır kıpır başlarız güne. Bu enerjiyi çevremize yansıtır ışık saçarız adeta. Ev halkını uyandırırken ki kelimelerimiz bile daha bir içten çıkar ağzımızdan.

Ya da bazen tam tersi de olabilir. Olumsuz bir haberle de başlayabiliriz güne. Daha düşük bir mod’la daha kısa cümlelerle iletişim kurarız çevremizle. Çevremizdeki insanlar gerek kısa cümlelerimizden gerekse duruşumuzdan bir şeylerin yolunda gitmediğini anlayıp bir hal hatır sorsa, kısa da olsa bi hasbihal etsek rahatlayıveririz kimi zaman. Değer görmek önemsenmek muhakkak her insanın hoşuna gider.

Biz yetişkinler kısa bir günde birden fazla ruh haline bürünebiliyorsak, yavrularımızın da bir anının bir anına uymaması çok doğal olmalı. Geçenler de bir annenin çocuğuna karşı ’’Hiçbir şeyle mutlu olmuyorsun. Parka geldik sen oynayasın diye yine dibimden ayrılmıyorsun’’ dediğine şahit oldum. Sonra uzun uzun düşündüm bu cümleyi. Bir çocuğa değil de bana karşı söylenmiş olsaydı bu cümle nasıl hissederdim diye. Sorunun bende olduğunu düşünüp mutsuzluluğumuzun ve çaresizliğimin daha da derinleştiğini hissederdim herhalde. Belki de o gün, o yavrunun ihtiyacı olan şey parka gelmek yerine annesinin kollarında güven içinde hissetmekti. Parka getirilmekten çok daha küçük bir dokunuşa ihtiyacı vardı belki kim bilir.

Boşa dememişler "Hayatta en büyük mucize, küçükken iyi bir öğretmene rastlamaktır" diye. Yüzlerce minik hayatı, her gün atılan minik dokunuşlarla hakkını vererek bezemek kadar kutsal bir meslek tabiki öğretmenlikten başkası olamazdı.

Bana göre minik hayatlara bu küçük ve anlamlı dokunuşları aktarabilmenin bir diğer yolu da hediyeleşmedir. Bu, kimi zaman maddi hediyeler olabileceği gibi kimi zaman manevi değeri olan armağanlar olabilir. Kimi zaman da onların henüz farkında olmadıkları lakin gelecekte "Ailem bana ne kadar güzel armağanlar bırakmış" diye anımsayacakları türden şeyler.

Sevgi ve saygı dolu bir yuva mesela.

Beraberce geçirilen kaliteli zamanlar mesela.

Hayata dair anlamlı bir bakış açısı kazandırabilmek mesela…

Zaten bunları yapmak bizim görevimiz böyle hediye mi olur diyenleriniz de olabilir tabi ki saygı duyarım. Her birimiz kendimize dönüp bir soralım o vakit. Görevlerimiz diye nitelendirdiğimiz kavramların hakkını verebiliyor muyuz gerçekten.

Her birimize domino etkisi oluşturabilmek, ufak dokunuşlarla hayatları ve nesilleri etkileme kabiliyeti diliyorum.

BU İÇERİKLER İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR