Bebeklerde Zeka Gelişimi

Hepimizin bu konu ile ilgili zihnimizde parça parça bir çok bilgi barındırdığımız muhtemeldir. Günümüz teknoloji dünyasında minik bebekler bile ellerine verilen akıllı telefonları adete yıllardır kullanıyormuş edasındalar. Ebeveynler olarak da bu durumu ‘’Aaaaaa şuna bak, nasıl da zeki benim oğlum/kızım’’ diye yorumladığımız bile vakidir. Aslında bu yaklaşım çoktan doğru bilinen yanlışlar kategorisine girmiş durumda. Bence şu dönem de asıl tuşlu telefonları kullanabilen çocuklar zeki denilmeyi daha çok hak ediyor. Lakin hazıra o kadar alışmış durumdalar ki tuşlu telefonları ellerine bile almıyorlar.

Bebeklerde Zeka Gelişimi

Gelin konuyu en başından yani gebelik döneminden ele alalım. Her anne adayının, gebelik de beslenmenin zeka gelişimine etkilerini google da aratma ihtiyacı hissettiğini tahmin edebiliyorum. Peki gerçekten halk arasında söylendiği gibi gebelik boyunca cevizi çok tüketen annelerin bebekleri daha mı zeki oluyor? Aslında durum tam da öyle değil. Hayatımızın her aşamasında olduğu gibi denge meselesi burada da mevzunun temelini oluşturuyor. Elbette bu dönemde ki beslenmenin etkisi de var lakin, yeterli ve dengeli şekilde olması kafi.

Sonrasında akla gelen soru genelde şöyle oluyor. Zeka Kalıtsal mı? Çevresel mi?

Bebek Zeka Gelişimi

Tabi ki çocuklukta yaşanan herhangi bir hastalıktan ötürü insan zekası genetik potansiyellerini kaybedebilir. Bu gibi durumlar istisna olmakla beraber her insanda 3 milyar DNA bazının %99.5’i ortaktır. Bu da demek oluyor ki sadece 15 milyon DNA farklılığı işin genetik kısmı ile alakalı.

Peki IQ testleri ile bir insanın zeki olduğuna kanaat getirebilir miyiz?

Çocuk Zeka Gelişim

Her ne kadar bu soru 70’li yıllarda ‘Evet’ olarak cevaplanıyorduysa da günümüzde uzmanlar bu gibi testlerin zekanın çok küçük bir bölümünü ölçülebilir olduğundan bahsetmekte.(İşlem yapabilme, hatırda tutabilme gibi basit fonksiyonlar.) Zamanla IQ seviyesi yüksek çocukların bazılarının hayatlarında başarılı olamadıkları gözlemlenmeye başladı ve sonraki yıllar da Çoklu Zeka Kuramı diye bir kavramla tanıştık. Bu konuya biraz merakı olanlar ‘’Acaba ben hangi zeka türlerine sahibim?’’diye en az 1 test mutlaka uygulamışlardır.

Bahsettiğimiz Çoklu Zeka Kuramı Amerikan Psikolog Howard Gardner tarafından öne sürülen bir yaklaşımdır. Bu yaklaşıma göre insan zekası 8 alt kategoriye ayrılmıştır. Çoklu zeka kuramı, zekanın tek olduğunu lakin kendi içinde sınıflara ayrıldığını ifade etmektedir. Bu 8 kategori insanın sahip olduğu zekayı hangi alan yada alanlarda daha etkili kullanabildiğini gösteren türlerden oluşmaktadır. Bu kategorileri tek tek ele almayacağım. Zaten bu bilgiye bir çok yerde ulaşmamız mümkün. Hatta kim bilir ilerleyen yıllarda daha farklı zeka türlerininde çıkması muhtemeldir.

Çoçuk Zekası

Zeka kelimesinin kitaplardaki anlamına baktığımız zaman karşımıza ‘’öğrenme, öğrenileni kullanma ve öğrenilenden yeni çözüm yolları üretebilme yeteneği’’ tanımı çıkıyor. Başka bir söylemle sorun çözebilme yeteneği. Tam da bu yüzden ezbere dayalı eğitim sistemimizde çok zeki olarak adlandırdığımız çocuklar, hayata atılmaya başladıkları yıllarda muhakeme yeteneğini geliştiremediği takdirde başarısızlıklarla karşılaşabilirler. Hayattaki başarı için en önemli zeka türü duygusal zekadır. Bunu küçük yaşlarda geliştirebilmenin en kolay yolu oyunlardır. Bu oyunların illa bir kurallar silsilesi barındırmasına lüzum yok. Kutu kutu penseler, körebeler, yakalamacalar başlangıçta empati yeteneği kazandırabilmek için gayet idealdir. Biz yetişkinler bile içimizdeki çocuğun ihtiyacını gidermek adına zaman zaman oyunlar oynayabilmeliyiz. Haydi hep beraber düşünelim. En son ne zaman çocuğumuzla ya da herhangi bir çocukla oyun oynarken karnımıza ağrılar girene kadar gülüp eğlendik. (Tabi tablet oyunları gibi aşırı görsele maruz kalınan oyunlardan bahsetmiyorum.) İlkokul yıllarında okuduğum kitapları hatırlıyorum da sahi hiç görsel yoktu. Anlatılan hikayeyi, yapılan tasvirlerden yola çıkarak kendi dünyamızda resimlendirirdik. Şimdi ilkokul döneminde yavrulara hitap eden kitapların genelinde mutlaka bir görsel mevcut. Hayal dünyalarında bi hareketlenme yaşamalarına bile fırsat vermiyoruz. Adı geçen karakterin neye benzediği ile ilgili çizimler karşılarında nasılsa.

Sevgili anne babalar;

Demem o ki, çocuklarımızı en iyi okullarda okutmak, donanımlı yetiştirebilmek için pek de yeterli gözükmemekte. Geleceğin daha güzel gelebilmesi için daha fazla emek, özveri, sabır ve en önemlisi şefkat olmazsa olmazlarımız. Unutmayalım ki zeki olmayan çocuk yoktur. İhmal edilmiş dikkat vardır.

Ne de güzel söylemiş Tapduk Emre

"En iyi demiri dövmeyi ben bilirim de,

Dövmezsen o bilgi demiri bir nesneye döndürür değil."

BU İÇERİKLER İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR